Her gece olduğu gibi o gece de kapıyı gören o koltukta oturmuş, adamın gelmesini bekliyor. Saat gece yarısını çoktan geçmiş ama kapıda dönen bir anahtar yok hala. Bu gece her zamankinden daha uzun bekliyor. Beklerken de kapıyı izliyor. Bu kapıyı o kadar uzun zamandır izliyor ki gördüğü en çirkin şeymiş gibi geliyor artık. Üstüne kilitlenen bir şeymiş gibi sanki. Onu bu koltukta oturmaya, beklemeye mahkûm eden şey kapıymış gibi kapıdan nefret ediyor. Adamın nerede olduğunu düşünüyor. O, burada onu beklerken adam arkadaşlarıyla yemek yiyor, içki içiyor, eğleniyor. Sarhoş gelecek yine eve biliyor. Sanki ayık kafayla bu kapıdan girmek, onunla olmak istemiyor gibi hep sarhoş geliyor eve. O böyle düşünürken kapı çalıyor birden. Kapının çalışı kadını korkutuyor. Bu saatte kapısını çalabilecek kimse yok. Önce korkuyor ama sonra adamın, kapıyı, anahtarla açmak yerine çalmayı tercih etmiş olabileceğini düşünerek kapıya gidiyor. Gerçekten de öyle, gelen o. Bu kez her zamankinden daha sarhoş. Yatağa yatmasına yardım ederken birkaç kez soruyor anahtarının nerede olduğunu ama bir cevap alamadan adam uykuya dalıyor. Sarhoşken kaybettiklerine anahtarın da eklenmiş olduğunu anlıyor. Gidip kapıyı kilitliyor, sonra adamın yanına kıvrılıyor ama o gece gözüne uyku girmiyor.
Ertesi sabah adama işten sonra doğrudan eve gelmesi için yalvarıyor. Adam, o akşam, yemeği evde yemeye ikna oluyor. Onu işe gönderdikten sonra kendi de evden çıkıyor, akşama balık pişirecek, balık almaya gidiyor. Sonra manava uğruyor, çeşit çeşit meyve alıyor akşam için. Kavunun en tatlısını, karpuzun en kırmızısını seçiyor. Adam, meyveler konusunda çok hassas. Özenli seçmek gerekiyor. Elleri poşetlerle dolu evin yolunu tutmuşken sokağın başındaki büfenin önünde duruyor. Bu akşam sofrada hiçbir şey eksik olmamalı. Bu sofra yeteri kadar güzel olursa bir daha akşam yemeklerini yalnız yemeyeceğini, akşamları tek başına kapıyı izlemeyeceğini düşünüyor. Büfeye girip bir şişe de rakı alıyor. Bütün sorunlarının çözümünü bulduğundan emin. Heyecanla koşarak eve gidiyor, doğrudan mutfağa giriyor. Akşam için hazırlık yapmaya başlıyor. Bir rakı sofrasında olması gerektiğini düşündüğü her şeyden pişiriyor. Kocasının işten çıkmış olması gerektiğini düşündüğü vakit sofrayı hazırlamaya başlıyor. Peynirleri özenle dilimliyor, ekmekleri kızartıyor, salatanın üstünde yağ gezdiriyor. Sonra meyve tabağını hazırlıyor. Elmayı, armudu, muzu dilimleyip ince bir işçilik yaparcasına tabağa yerleştiriyor. Karpuzla kavunu ayrı tabaklara koyuyor çünkü adam hep öyle olması gerektiğini söylüyor. Hiç kullanmadıkları kadehleri de çıkarıyor ve karşılıklı yerleştiriyor. Her şey hazır olduktan sonra şişeyi de sofranın başköşesine koyuyor ve sofrayı izleyerek adamın gelmesini bekliyor. Sofrasından çok memnun. Bu sofranın yalnızlığına son vereceğinden son derece emin. Tatlı bir heyecanla beklerken kapı çalıyor. Önce şaşırıyor ama sonra adamın anahtarını kaybettiğini hatırlayıp koşarak kapıyı açmaya gidiyor.
O gece çok mutlu uyuyor kadın. Sofradaki her şey yenmiş, şişenin dibi görülmüş ve birlikte gülünmüş çünkü. Yalnız başına yemek yememiş, koltukta oturup kapıyı izlememiş. Başardığını düşünerek huzurlu bir uykuya dalıyor. Ertesi sabah adam işe giderken her zamankinden keyifli kadın. Adam merdivenlerden inerken “Akşam görüşürüz!” diye sesleniyor arkasından.
Akşama yine adamın sevdiği yemeklerden yapıyor, güzel bir sofra hazırlıyor. Yine sofranın başına şişeyi yerleştiriyor ve beklemeye başlıyor. Zaman geçiyor ama gelen giden yok. İçini bir endişe sarmaya başlıyor. “Akşama görüşürüz!” dediğini ama cevap gelmediğini fark ediyor. Hemen telefonunu alıyor ve adamı arıyor. Telefon çalıyor, çalıyor ama açan olmuyor. Onu beklediğine dair bir mesaj atıyor ve beklemeye devam ediyor. Sakinleşmek için kadehini dolduruyor ve beklerken içmeye başlıyor. Önceki geceyi düşünüyor bu sırada. O çok mutlu, huzurlu uyumuştu; gecenin çok iyi geçtiğini hatırlıyordu ama düşündükçe adamın onun kadar mutlu görünmediğini fark etmeye başlıyor. O şarkı söylerken zaman zaman daldığını, sıkılmış göründüğünü, hızlıca içtiğini anımsıyor. Bunları düşünürken kadehindeki içkinin bittiğini fark ediyor. Tekrar dolduruyor ve kapıyı gören o koltuğa geçiyor. Kapıyı izleyerek o kadehi de içmeye başlıyor. Yavaş içmeye çalışıyor bu sefer. Çünkü bu kadeh de kapı çalmadan biterse ne yapacağını bilemiyor. Bekliyor, bekliyor, bekliyor. Kapıda hiçbir hareket yok ama kadehi bitmek üzere. Bekleyecek gücü kalmıyor artık. Kadehindeki son yudumu da içiyor, yavaşça oturduğu koltuktan doğrulup kapıya doğru yürüyor. Kapının önce alt sonra üst kilitlerini sonuna kadar kilitliyor ve yatağa gidiyor. O gece yalnız uyuyor.

Yorum bırakın