Aslan Avlamak İstemiyorum

Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri (Minnesota Multiphasic
Personality Inventory- MMPI) dünyada en yaygın kullanılan yetişkin
psikopatoloji1 ve kişilik testiymiş. Kendisiyle askerlik muayenesi
vesilesiyle tanıştım. 550 ayrı maddeden oluşuyor, 16 tane madde de
tekrar ediyor. Yani bir oturuşta 566 kere D veya Y harflerinden birini
çember içine almanız gerekiyor. Yani o madde sizin için doğru mu, yoksa
yanlış mı, onu seçiyorsunuz. Maddelerden biri bu yazının başlığına ilham
oldu. Mevzubahis maddemiz: “Aslan avına çıkmak isterim” gibi bir şeydi.
Ben de başlıktan da anlayacağınız üzere Y harfini çember içine aldım. Bu
sebeple muhtemelen psikiyatrist benim askere gidebileceğime kanaat
getirdi. Geri kalan 565 seçeneğin etkisi de yadsınamaz illaki ama ben bu
seçeneğin hayatımın geri kalanını şekillendirdiğini düşünüyorum.


Bir askerden aslan avına gitmek konusunda istekli olması bekleniyor
da olabilir ama ben testin o şekilde hazırlandığını zannetmiyorum. Bence
bana testi çözdürme sebepleri; bu kişi bir oda içinde bir sürü adamla,
hiçbirine saldırmadan ve hiçbirine cinsel istek duymadan uyuyabilir mi?
Cevap: ikisini de yapmadan uyuyabilir. Bunu doğrudan bana sorabilirlerdi.
2 saat boyunca berbat bir konteynerin içinde, hayattan bezmiş 60
yaşındaki bir adamın yorgun ve yargılayıcı bakışları altında, 566 adet
çember çizmeme gerek yoktu. Yaşlı adam teste tabii değildi bu arada.
Kendi sorunu sebebiyle hastaneye gelmiş herhangi biriydi. Ve yapacak
daha iyi bir şeyi olmadığı için beni izlemeyi tercih etti. Belki de ona askere
gitmeden önceki halini hatırlattım, aklına çürük raporu almaya çalıştığı
zamanlar geldi. Belki de o raporu aldı ve askere gitmediği için sonradan
çok canı sıkıldı. Bir yerde ona ”benimle aslan avına çıkmak ister misin?”
diye sordum. “Bunun için çok yaşlıyım,” dedi. Bu reddedemeyeceği bir
teklif değildi, istemiyorum diyebilirdi ama yaşlı kartını oynamayı seçti.
Önyargılarım beni yanıltmıyorsa o adamın eline imkan geçse bütün
savanayı dümdüz edeceğine eminim. Sonuçta o yaşlı adam hakkında her
şeyi söyleyebilirim. Bir adı yok. Ben nasıl istersem, öyle biri olur. Birkaç
çember çizmeye vakti olsaydı, belki tanıyabilirdim.


Aslan deyince zihnimde sadece erkek aslanlar beliriyor, bu da beni
homoseksüel yapar demeyeceğim. Bence en azılı feministte ve en
azılı hetero erkekte de böyle oluyordur. Dişi aslanlar çok saygı duyulası
canlılar, olmayan saçlarını süpürge ediyorlar, her işi yapıyorlar ama
kimsenin aklına gelmiyorlar maalesef. Çünkü dış görünüşe çok önem
veriyoruz. Bu sebeple maddede kastedilenin erkek aslanlar olduğunu
düşünüyorum. Yani “bu kişi ormanların kralını öldürmek ister mi?” veya da
“doğanın düzenini bozmak ister mi?” sorusunun cevabını arıyorlar. Gayet
makul geliyor, çünkü doğanın düzenini bozmak da istemiyorum.
Bir erkeğin cinsel yönelimi erkeklerse; kabarık saçlı yiğit bir
delikanlıya benzeyen aslanı ateşli silahıyla öldürmek ister, sonucu da
çıkarılmış olabilir. Veya da “erkek adam kralı öldürmek ister,” fikri de akla
gelebilir ama ikisi de homofobik olur sanki. Gerçi 1940’larda oluşturulmuş
bir testin homofobik olması şaşırtıcı olmaz. Ateşli silah dememin sebebi
ise; kimsenin bir aslanı başka bir aletle veya çıplak elle öldürmeyi
düşünmeyeceğine emin olmam. Bir kişi bıçakla veya çıplak elle avlarım
diyorsa, cinsiyeti fark etmeksizin, en erkek ödülünün sahibi olmalı. Ve ben
en erkek ödülünün sahibi olmak da istemiyorum.


Etinden sütünden faydalanamadığı bir aslanı avlayan kişi şayet
zebra veya antilop hakları savunucu değilse, bir manyak olabilir sadece.
Avlanma isteğinin sınırı nerededir? Hiçbir fayda beklemeden öldürmek
istiyordur. Her canlıdan uzak tutulmalıdır. Sırtlan olsa hadi neyse.
Eğer ki madde; “sırtlan tokatlamak isterim,” olsaydı, büyük bir şevkle
“D”yi çember içine alırdım. Onların acı vermekten keyif alan bir halleri var.
Herhangi bir sırtlanın MMPI testinde psikopat çıkacağına eminim. Ama
tabii bir sırtlanı da avlamak istemiyorum.


Sadece aslanları öldürmeye kıyamıyorum, onun dışında kalan her
canlının canı cehenneme gibi bir düşüncem yok. Etçil veya otçul, omurgalı
veya omurgasız hiçbir canlıyı avlamak istemiyorum. Ama her canlının
ölümü beni aynı şekilde üzüyor da diyemem. Bir canlının boyutu ortalama
bir insanın boyutuna ne kadar yakınsa ölümü de benim için o kadar üzücü
oluyor ki bunu ben seçmedim. Yalan yok, sinekleri hiç umursamıyorum.
Çorbamda ölü bir sinek gördüğümde beni üzen sineğin ölümü değil
çorbamın telef olması. Ama çorbamda bütün heybetiyle bir aslan görsem,
o zaman aslanın ölümüne üzülürdüm. Çorba pek umrumda olmazdı. İnek
ve koyun görmeyi ise hiç sorun etmiyorum. Hatta hoşuma dahi gidiyor
tabii geçmişlerini düşünmezsem. Çorbamdaki hayvanın geçmişini
düşünmeye başladığım zaman bir hüzün çöküyor. Bu sebeple keyfim
kaçmasın diye düşünmüyorum. Hiçbir şeyin kelle paça keyfimi bozmasına
müsaade edemem.


Günün sonunda beni ben yapan çember içine aldıklarım değil.
Çemberin dışında kalanlar. İstemediklerim, seçmediklerim, görmezden
geldiklerim… Onları eleyince geriye ben kalıyorum. İyi miyim, kötü
müyüm, emin değilim. Beni iyi gösterecek çemberler çizmeye çalışıyorum.
Ama bir şeyden eminim; istesem de istemesem de askere gideceğim.

  1. Ruhsal bozuklukların doğasını, nedenlerini, gelişimini ve sonuçlarını inceleyen
    bilim dalı. Kelime kökeni Yunanca’dır: psyche (ruh/zihin), pathos (acı, hastalık)
    ve logos (bilim, inceleme) ↩︎

Yorum bırakın